Yarım kalan bir besteyi tamamladım bu gece Ve hiç dinmeyen bir sızıyı kapatmaya çalıştım, Beceremedim. Kalbim zayıftı sanırım ve ruhum toz bulutlarına dönüşmüştü. Sessizce bir çığlık attım sadece gökyüzünde ve acılı ruhlarda duyulan Sustum yine, belki de bu benim son susuşumdu ve bir daha Hiç konuşmayışım…
Senin kokundu benim her şeyimi erteleyişim olan şimdi o da yok. Bir sabah aynaya baktığımda NEDEN dedim, neden bıraktım ben onu Hem de her şeyin tam doruğuna gelmişken Susuyorum işte yine ne adımı an artık ne de kalbimi acıt. Ve sana verdiklerimi de geri ver bana… Ama her şeyden önce kalbimi istiyorum. Taşlaşmış ruhuna sor nereye koydun onu… Gözlerimden gelen yaşlar kan oldu süzüldüler avuçlarıma Ağlamıyorum sevgilim ağlamıyorum korkma. Sadece üzülüyorum kırık oyuncak gibi atılmış duygularıma Ağlamadan ve sızlamadan başım dik yürüyorum şimdi uzaklara, çok uzaklara Hayat soruyorum sana nereye saklıyorsun kırgın mutsuzluğumu Çok geçmeden ver bana Ver ki; biraz daha öleyim, ver ki; biraz daha körelteyim kalbimin diğer yarısını da… Kedim bile terk etti beni, sokaklara vurdum kendimi. Ve yalnızlığımı sadece sokak kedileri biliyor. Gözlerimin içine bakarak onlarda yaş döküyor bana Her sabah pencereme gelen kuşlar gelmez oldu ve artık Seninle uyandığım masmavi gökyüzü simsiyah bana… Eğer bir gün aklına gelirsem kalbini aç orada bir gözyaşı daha bıraktım sana…
İçimden kopup gelen bir korkuydu sana aşık olmak. Dalgalarına kapılıp sürüklenmek bir sal gibi ufka doğru, ... Bu yüzden gecelere gizlerdim gözlerinin eşsiz ışıltısını. Geceleri ise dizelere gizlerdim sonra, Saçlarından yola çıkardım sessizce, Uzun ve yorucu bir yolculuk olurdu parmaklarıma, ... Yumuşak dokunuşlarda alevlenirdi dudakların, Dudakların İzmir! ... Dudakların İstanbul! ... Dudakların içimi ısıtan bir masaldı kendimden dinlediğim, Gizlediğim, ...
Bütün bir gün seni seyredebilirdim, Gözlerin gözlerimde yankılanırdı, Gözlerim sessiz çığlıklarla gözbebeklerine koşardı, Kaybolurdummm içinde! ... Her defasında çekip çıkarırdın beni sen, Acının derinleştirdiği dipsiz kuyulardan. Beni 'SENİN'leştirirdin! ... Dudakların ateşşş! Dudakların volkan gibi yakardı. Ruhum yükselmek isterken ölüme, Her defasında beni çeker sen alırdın, Dudakların alırdı beni! Gözlerin alırdı! Benliğim olurdun! Yüreğim olurdun! Gökyüzünden sanki bir parçaydın sen. En güzel maviden kesip almıştım seni. Sonsuzmuş gibi meydan okuyup her kıyamete, Dilek yerine seni tutmuştum yıldız geçişlerinde. Her seni dilediğimde daha çok senin olmuştum.
Uzaklardan, ... Çoook uzaklardan, ... Nehirlerden bir şarkı mırıldanıyor yalnızlık... Şu an soğuk gecelerden biri, Soğuk ve bir o kadar da sensizlik dolu, Saçların, Ellerin yok yanımda, ... Sensiz ölüm gibiyim! ... Gözlerinin dokunduğu her yer, Ama heryerrr..., Acıyooor bebeğimmm. Ben adını yazdım cennetimdeki kulübeme, ... Ben seni yazdım, Ortalığı kasıp kavuran gönlüme, ... Ben seni yazdım gökteki meleklerin yerine, ... Ben seni yazdım, Seni yazdım.
Bazı hayatlar vardır içinde acı , çile , üzüntü dolu olan bazı hayatlar vardır hep bir şeyler alınıp götürülen geriye kalanlardan hayır gelmeyen bir çok örnekli hayatlar vardır ama hiç duydunuz mu hayatının tamamının mutlu geçtiğini söyleyen hiç ağlamadığını hatta ağlamanın ne demek olduğunu bilmediğini iddia eden insanları ? şahsen ben hiç görmedim ki zaten deseler bile inanmam çünkü hayat bir çok sınavdan ibaretken her zaman mutlu olmak imkansızdır...
Bazen düşünüyorum da aşk öyle bir tutku ki olsa da olmuyor olmasa da ...insanların hayatına öyle kişilikler giriyor ki kimileri hep bir şeyler alıp götürüyor kimileri ise gidenlerin acısını gelenlerden çıkarıyor ... yine de adı aşk oluyor ... öyle bir tutuyor ki aşk insanı ne kadar acı çeksen de vazgeçemiyorsun ondan ... ama bazende öyle biri çıkıveriyor ki hayatına senin mutluluğun oluyor , senin neşen , hayatının anlamı ve o öyle bir anda geliyor ki sen her şeyden tam vazgeçmişken , yaşamanın çile haline geldiğinde ...
Aslında hayatta üzüldüğümüz şeyler kadar mutlu olduğumuz şeylerde var ... hayat öyle bir düzen üzerinde gidiyor ki,ne kadar acı çektiriyorsa o kadar mutluluk veriyor ...
O zaman kendimize bir iyilik yapıp söz verelim hayatın tadını çıkarıp tüm zorluklarına inat her acıya gülümseyerek bakalım .... :)
SaNa AŞıK OLMaK
İçimden kopup gelen bir korkuydu sana aşık olmak.
Dalgalarına kapılıp sürüklenmek bir sal gibi ufka doğru, ...
Bu yüzden gecelere gizlerdim gözlerinin eşsiz ışıltısını.
Geceleri ise dizelere gizlerdim sonra,
Saçlarından yola çıkardım sessizce,
Uzun ve yorucu bir yolculuk olurdu parmaklarıma, ...
Yumuşak dokunuşlarda alevlenirdi dudakların,
Dudakların İzmir! ...
Dudakların İstanbul! ...
Dudakların içimi ısıtan bir masaldı kendimden dinlediğim,
Gizlediğim, ...
Bütün bir gün seni seyredebilirdim,
Gözlerin gözlerimde yankılanırdı,
Gözlerim sessiz çığlıklarla gözbebeklerine koşardı,
Kaybolurdummm içinde! ...
Her defasında çekip çıkarırdın beni sen,
Acının derinleştirdiği dipsiz kuyulardan.
Beni 'SENİN'leştirirdin! ...
Dudakların ateşşş!
Dudakların volkan gibi yakardı.
Ruhum yükselmek isterken ölüme,
Her defasında beni çeker sen alırdın,
Dudakların alırdı beni!
Gözlerin alırdı!
Benliğim olurdun!
Yüreğim olurdun!
Gökyüzünden sanki bir parçaydın sen.
En güzel maviden kesip almıştım seni.
Sonsuzmuş gibi meydan okuyup her kıyamete,
Dilek yerine seni tutmuştum yıldız geçişlerinde.
Her seni dilediğimde daha çok senin olmuştum.
Uzaklardan, ...
Çoook uzaklardan, ...
Nehirlerden bir şarkı mırıldanıyor yalnızlık...
Şu an soğuk gecelerden biri,
Soğuk ve bir o kadar da sensizlik dolu,
Saçların,
Ellerin yok yanımda, ...
Sensiz ölüm gibiyim! ...
Gözlerinin dokunduğu her yer,
Ama heryerrr...,
Acıyooor bebeğimmm.
Ben adını yazdım cennetimdeki kulübeme, ...
Ben seni yazdım,
Ortalığı kasıp kavuran gönlüme, ...
Ben seni yazdım gökteki meleklerin yerine, ...
Ben seni yazdım,
Seni yazdım.