16/3/2008 - BİZAZ GÜLELİM
KEÇİYE DİYORUM
Dursun, bir gün kasabaya keçisini satmaya gitmiş. Orada küs olduğu Temel ile karşılaşmış.
Temel:
“Haçan, o eşekle nereye gideysun?”
Dursun:
“Ula görmey misun o eşek değildur, keçidur, keçi!”
Temel:
“Ula ben sana demiyrum, keçiye diyeyrum daa!”
ALLERJİ
Temel, Cemal’e:
“Fadime’nin kürk alerjisi var” dedi.
“Nerden bileysun?”
“Ne zaman kürk giymiş bi kadun görse hastalanayi.”
POLİS TEMEL
Komiser:
“Nasıl kaçtı bu adam?Sana bütün çışıkları tut demedim mi?”
Temel:
“Tuttum efendim.Ama girişlerden kaçmış.”
BİZ FAKİRİZ
Üç çocuk, bebeklerin nasıl dünyaya geldiklerini konuşuyarlarmış.
Dursun:
“Bizum ailede çocukları leylekler getirir.”
Fadime:
“Bizde gül bahçesinde bulunur.”
Temelcik:
“Biz fakiriz.,bizde bebekleri annem kendisi yapayi.”
YANKI
Dağdan inen adama sordular:
“Karın nerede kaldı?”
“O, yukarıda, yankının geldiği yerde.Yankı ile inada girdi.Son sözü o söylemek istiyor da!”
TATİLDE
Temel ile Fadime tatile çıkmaya karar verirler.Uçağa binerler. Uçak havalanır havalanmaz, Fadime feryada başlar:
“Aman Allah’ım ben ne ettum?”
Temel:
“Ula ne oldi, kafayi mi yedun?”
Fadime:
“Yoo Temel, ondan da kötü.Evde utiyi takılı unuttum!”
“Ula düşündüğün şeye bak.Ben ne kadar sakinim görmüyormusun” deyince Fadime telaşla:
“Ula sen deli musun, ya evde yangın çıkarsa?” dedi.
Temel kendinden emin bir vaziyette:
“Mümkün değil Fadime” diye karşılık verdi.”Ben tedbirli adamım bileysun.Sen ütüyü prizde unutursin diye bende muslukları açik piraktum.”
SİLMEK
Temel, her gün okula giden ve çalışan oğlunun defterinde tek bir yazı görmeyince nedenini sormuş.
Oğlu:
“Öğretmen Tahtaya ne yazarsa aynen teftere geçireyrum..O tahtayı silince pen de tefterimi sileyrum” diye cevap vermiş.
NEDEN
Yolda giden küçük bir çocuk hamile bir kadın görür.Merakla yanına yaklaşır. Ve hemen sorusunu sorar:
“Teyzeciğim, çocuğunuzu seviyormusunuz?”
“Tabii evladım, hiç sevmez olurmuyum?”
Çocuk tekrar sorar: ”Çok mu seviyorsunuz teyzeciğim.?”
“Elbette yavrum.”
“Madem çok seviyorsunuz, niye yuttunuz?”
UZAK DEĞİLMİŞ
Ders çalışan çocuk, ıslık çalarak ortalarda gezinen babasına sorar:
“Afrika ne taraftadır baba?”
Baba, çok bilgili pozlarda cevap verir:
“Fazla uzakta olmamalı.”
“Nereden biliyorsun?”
“Bizim şirkette bir zenci var.Hergün işe bisikletle gidip geliyor.”
DAR ODA
Temel, otelin resepsiyonundan odasının anahtarını ister.Otelin hizmetlisi Temel’in çantasını alır, birlikte yukarı odaya çıkacaklardır. Temel hizmetliye bağırır:
“Bu kadar çok parayla bu küçücük odada yatacağımı mı sanıyorsunuz?Beni enayi mi zannettin”der.
Hizmetli tebessümle cevap verir:
“Sakin olun efendim, burası asansör.”
HOROZUN SUÇU
Yaşlı bir hanım kocasına:
“Yarın evliliğimizin ellinci yıldönümü” dedi ve ilave etti:
“Kümesteki horozu keselim mi?”
Kocası şaşkın şaşkın sordu:
“Anlamadım, bunda horozun suçu ne?”
Fındıklar Temel ile fadime birbirlerini çok istiyorlarmış. Fakat utangaçlıklarından birbirlerine açılmak ne kelime konuşmaları bile çık zormuş. Tesadüfen yalnız kaldıkları bir günde artık canına tak demiş olan temel fadimeye; habu findukluklardan yukarı bir çikalummi der. Fadime de he temel çikalum der. Biraz yürürler. Temel konuşacak kelime bulamaz, fadime durumu anlar bari bir soru sorayımda temel açilsun diye düşünür. -"Uy temel habu findukluklar kimundur" der. Temel hemen atılır -Emicemundur bi tane koparanun a...na koyarum ", Fadime hemen bir fındık koparır. Temel fırsatı kaçırmaz hemen sarılır fadimeye fındıklıkların altında işlerini bitiriler. Sonra kalkıp tekrar yürümeye başlarlar ikiside mutludur. Biraz sonra fadimenin canı çeker temele tekrar sorar, -"Temel, habu findukluklar kimundur. Temel" dayimundur, bitane koparanun a.. na koyarum der. Fadime hemen birtane koparır. Temel tekrar sarılır fadimeye uzun uzadıya fındıkların arasında işlerini görürler. Tekrar kalkarlar yürüler. Biraz sonra fadimenin canı tekrar ister temelde aynı işi yapar. Bu böyle birkaç defa daha devam eder fakat Temelin pili bitmiştir, ama fadime doymak bilmez tekrar sorar "Uy temel ha bu findukluklar kimundur da", temel "ha bilmeyirum galiba fiskobirluğunduler"
Temel'in Kedisi Temelin bir kedisi varmış ve hergün düzenli olarak gezmeye çıkartırmış.Birgün yolda karşılaştığı bir arkadaşı: -Ula senun paşka işin yok midur pikmaymusun herkün bu kediyi gezdirmekten? diye sorunca Temel: -KPende piktum ama ne yapayum ha pu kedi pakiredir istemayrum pi de yavrulasın korkayrum salamayrum! demiş. Bunun üzerine arkadaşı: -Ula usağum ha punun kolayi fardur... Penzine pula sal oni yanuna gelmez kedi medi.. Temelin kafasına yatmış bu yöntem bir deneme yapmış bakmış gerçekten yanına kedi falan yanaşmıyor hergün sabahtan salarmış kediyi benzine bulayıp... aksam hava kararınca kedi de eve dönermiş rahat etmiş Temel, taaa ki bir akş am kedi hava kararıpta hala eve dönmeyinceye kadar... Bir telaş bir telaş oraya bak buraya sor yok yok gitti bizim kedi diye düşünürken rastladığı mahallenin çocuğu -ha pen kördum senun kediyi şu ileriki ranpada penzini bitmiş öbür kediler dayanaydu...
Hem iyi Hem kötü Dursun,köyünden ayrılıp,çalışmak için İstanbul'a gider.. Aradan uzunca bir süre geçer, ama,Dursun'dan haber alınamaz.. Köyde sevilen bir kişi olan Dursun'un akibetini araştırmak üzere arkadaşı Temel!i İstanbul'a gönderirler.. Onbeş-yirmi gün sonra Temel döner..Kahvede toplanan köylüler merakla Temel'e sorarlar: -Ula Temel,Dursun'i buldun mi.?... - Hee..bulmuşim oni... -Peçii nasildir?..İyi mudir..köti mi.?.. - açan,hem iyudurr..he mi de kötii.. - Ula o nasıl oluyii..hem iyi,hem kötii.. -Kötüdir,Çünkü Dursun **** olmuştirr.. - uyy..Haçan bunun iyiliği nerde dür.?.. - Valla ben kendisini düzdüm..Muamelesi çok iyi daa..
Buzdolabı Temel ile dursun 15 sene sonra ilk kez görüşmüşler. Dursun Temel'i evine davet etmiş. Dursun un iki karısı varmış (biri imam nikahlı diğeri ise resmi). Dursun Temel'i yedirmiş içirmiş. Akşam Temel Dursunlar da kalmış. Gece Dursun un imam nikahlı karısı Dursun un yanına gelmiş ve şöyle demiş: "Dursun çok azdım benimle beraber ol!" Dursun: "olmaz evde misafir var" Karısı ısrar etmiş. Dursun karısına "git buzdolabının kapağını aç ışığından bak Temel uyuyorsa gel"demiş. Kadın bakmış, Temel uyuyor numarası yapmış. Dursun ile karısı işi bitirmişler. Derken öbür karısı gelmiş. Aralarında aynı konuşmalar geçmiş. Dursun bu karısıyla da işi bitirmiş. Sabah olmuş. Dursun Temel e sormuş: "rahat uyudun mu?". Temel: "evet ama gece çok susadım" demiş. Dursun sormuş: "peki niye içmedin?". Temel yanıtlamış: "nasıl içerim buzdolabının kapağını her açanı hallediyorsun!"
Otelci Temel, seyahate çıkmış. Uzun zaman evinden ayrı kalmış. Bir akşam bir kente gelip küçük bir otele inmiş. Odasına yerleştikten sonra, aşağıya telefon etmiş. Telefonu otelin sahibi açmış. Temel, ne istediğini söylemiş: "Bana bir fahişe bulup gönderin." Bunu söyledikten sonra telefonu kapatmış. Otelin sahibi şaşırmış. Yanında duran karısına dönmüş: "Demin gelen müşteri kadın istiyor..." Otelin sahibinin karısı öfkeden deliye dönmüş: "Terbiyesiz adam, ne zannediyor bizim otelimizi. Hemen git o müşteriye ağzının payını ver..." Otel sahibi, müşteriye ağzının payını verme fikrini pek tutmamış: "Adama ne söyleyeceğim karıcım, bir terbiyesizlik eder, başım derde girer..." Kadın çok sinirliymiş: "Sen gitmezsen, ben gider söylerim..." Ve, hışımla merdivenleri çıkıp Temel'in ağzının payını vermeye gitmiş. Kocası da aşağıda bekliyormuş. Yukardan gürültüler gelmeye başlamış. Onbeş yirmi dakika sonra Temel aşağıya inmiş. Üstü başı yırtılmış, yüzü tırmıklanmış... Otelcinin yanına gidip bir güzel çıkışmış: "Ne biçim kadın göndermişsin be. İstemem diye tutturdu. Becerene kadar anam ağladı."
Rezil Çırak Temel bir gün yolda yürürken Dursunla karşılaşmış. Dursun 'ooo temel dükkan açık çırakta dışarı çıkmış' demiş. Temel de 'dün akşam o beni rezil etti, bu günde ben onu rezil ediyorum' demiş.
Doğan ın Yengesi Temel ormanda agaç kesiyormus, o sırada çevreciler de ormanda yürüyüşe çıkmışlar, Temeli bu vaziyette görünce bir güzel pataklamışlar... Temel üstü başı perişan halde köye dönerken Dursun a rastlamış, Dursun; -Ula Temel bu ne hal böyle? diye sormuş, Temel de anlatmış; - Ormanda ağaç keseydum, birden kalabaluk pir grup Doğan ın yengesini bozmişum diye dövdü peni, halbuki ne Doğan ı taniyruuum, ne de yengesuni..
El işareti Bir gün temel bir minübüse durması için işaret etmiş adam ellerini havaya kaldırarak ve tüm parmaklarını oynatarak çok kalabalık demiş. Temelde baş parmağını işaret ve orta parmağının arsına sokmuş. Şoför kızmış ve aşağı inmiş -Sen ne kadar terbiyesiz adamsın demiş. Temel "asıl sen ne kadar terbiyesizsin bana böle böle yaptın" demiş Şoför "ben sana kalabalık" dedim diye yanıt vermiş. Bunun üzerine temel - "e bende beni araya sıkıştırırsın diyordum"
Tartı sefası Temel'in eczanesine genç ve güzel bir kadın girmiş. Tartının üzerine çıkıp parayı atmış. Beğenmemiş, manto ve ceketini çıkarmış ve para atıp tekrar tartılmış. Yine sıkılmış eteğini çıkarınca, Temel atılmış ve parayı atmış, -Devam edin bundan sonrası müesseseden
Tarikat Temel tarikata girmek icin başvurmuş. Şeyhin karşısına çıkarmışlar. Temel: - Şeyhim tarikata girmek istiyorum demiş. Seyh de: - Olur, ama 3 hafta karınla yatmayacaksın. demiş. Neyse aradan üç hafta gecmiş ve temel şeyhin önüne tekrar gelmiş. Şeyh sormuş: - Temel tamam mı ? Sabredebildin mi ? Temel: - Valla, ilk hafta hiç problem yoktu. Ikinci hafta sabrım cok zorlandı. Ama dayandım. Ücüncü hafta bir gün Migros'a gitmiştik. Benim karı üst raflardan bir iki paket almaya çalışıyordu. Hatunun bacakları gözükünce içim gitti. Daha sonra paketler yere düştü. Benim karı da paketleri almak için eğilince dayanamadım daldım demiş. Şeyh de: - Aaaa olmadı. Şimdi biz seni tarikata alamayız. deyince, Temel: - Boşver tarikatı bizi artık Migros'a bile almıyolar.
Tedavi Niyetine Temel hastalanmış, doktora gitmiş. Doktor Temel'i muayne ettikten sonra yeni doğum yapmış bir kadının memesinden süt emerse hastalığının iyi olacağını söylemiş. Temel kara kara düşünerek doktorun yanından çıkmış. Nerden bulacağını kimden isteyeceğini düşünürken aklına arkadaşı Dursun'un karısı Fadime gelmiş. "O yeni doğum yapmıştı, rica ederim" demiş ve kapıya dayanmış. Kapıyı Fadime açmış, Temel "Dursun evde mi?" diye sormuş Fadimeye. Evde yok yanıtını alınca Temel utana sıkıla derdini açmış. Fadime de "N'olacak ula altı üstü bir kaç damla süt, hem sevaptır gir içeri demiş" Fadime memesini açmış Temel'in ağzına vermiş. Temel memeyi emmeye başlamış. Temel emdikçe Fadime tahrik olmuş. Dayanamaz duruma gelmiş. Temel'e "Ula Temel baska birsey de ister misin?" diye sormus. Temel Ayıp olmaz mı?" diye yanıtlamış. Fadime ihtiraslı bir şekilde "Niye ayıp olsun?" diye cevap vermiş. Temel -"İyi öyleyse, bir iki tane de bisküvit ver bari, içim ezildi".
Kulak Bizim marangoz Temel, ahşap bir binanın restorasyonunda çalışmaktadır. Elinde testere ile ikinci katın iskelesinde çalışırken görünmez bir kaza meydana gelir ve testereyi kaydırarak bir anda yanlışlıkla kulağını keser. Kulak da aşağıya düşer. Kulağını görmek ümidiyle aşağıya bakar ve orada çalışan işçilere seslenir: 'Hey beyler aşağılarda bir kulak gördünüz mü?' Şaşkın işçiler şöyle bir etraflarına bakarlar ve kanlar içinde bir kulak bulup bizim Temel'e gösterirler: 'Bu mu?' Temel aşağı doğru eğilip gözlerini kısar: 'Yok yav, benimkinin arkasında kalem olacaktı'.
Kredi Paraya sıkışan temel, kredi almak için bankaya gider. Banka müdürü kredi verebileceğini ama bunun için bir sağlık raporu getirmesi gerektiğini söyler: Temel bir anlam veremesede soluğu bir hastanede alır. Muayene bittikten sonra doktor; raporu müdüre göndereceğini ve Temel'e de ertesi gün bankaya gitmesini tembihler. Temel ertesi gün büyük bir merak ve heyecanla müdürün karşısına dikilir ama sonuç olumsuzdur. Sağlıklı olduğunu düşünen Temel sinirli bir şekil de raporu görmek istediğini söyler ve okuyunca şok olur.. Teşhis kısa ve nettir; "Bahse konu kişide Kredi alacak göz var ama geri ödeyecek döt yoktur."
Eczane Temel eczacılık fakültesini bitirmiş. Fakat eczane açacak parası yok, Girmiş bir eczaneye: - Beyefendi sizde soğan var mı? Adam Temel'i başından savmış.Temel bu durur mu? Hergün yeni saçma soru larla geliyormuş. Birgün eczacı Temel'e: -Kardeşim senin derdin ne? -Burayı bana sat. Eczaci kurtulmak icin eczaneyi satmış,birkaç gun sonra Eczaneyi satan a dam içeri girmiş,Temel'e: -Siz de soğan varmı? demiş... Temel adama 'biz de soğan var ama senin reçeten var mı?'demis...
Çay Temel uzun yoldan gelir ve yol boyunca da eşini hayal eder durur. Ama eve geldiğinde çok yorgundur ve bu yüzden performansı ile ilgili tereddütleri vardır... Ya yorgunluktan birşey olmazsa, ya yapamazsam rezil olurum diye düşünür. Sonunda ne yapacağına karar verir ve fadimeye seslenir... - Fadime suyu ocağa koy! Olmazsa çay demleruz!
Tahlil Temel hastaneye gitmektedir. Girişte birinin agladığını görür. Yaklaşır ve sorar: "Hayrola hemşerim! Neden ağlıyorsun?". Adam: "Kan tahlili yaptırmaya geldim. Parmağımı kestiler." der. Bu sefer Temel daha şiddetli bir şekilde ağlamaya başlar. Bu sefer susan adam Temel'e sorar: "Hayırdır hemşerim. Sen niye ağlamaya başladın?". Temel: " Ben..." der, "İdrar tahlili yaptırmaya geldim..."
Refleks Temel İstanbul'a gelmiş ve İstanbullu bir kızla flört etmeye başlamış. Beraber yolda yürürlerken kız dalgınlıkla bir muz kabuğuna basmış. Sendelemiş, fakat tam düşeceği sırada tekrar dengesini sağlayıp son anda yere düşmekten kurtulmuş. Ve Temele demiş ki: - Nasıl refleksim iyi mi? Sendelediği sırada kızın iç çamaşırı olmadığını da gören Temel cevap vermiş : - Uyy siz ona refleks mi diyisınız ?
T.H.P Temel sabah uçağı ile parise gidiyor. İşlerini tamamlayıp akşam uçağı ile istanbula dönmek istemekte...aksilik uçagi kaçırır. Saat 23.30 de lüks bir otelin yolunu tutar. odasına çıkıp uyur. sabah saat 7'de resepsiyona gidip hesabını sorar. Eline bir fatura uzatırlar temel şaşırır.Ulan bir başımızı koyduk ve kalktik 400 dolar... Olurmu. der. - Ama efendim hizmetlerimiz var. Temel faturaya bakar T.K.P 100$ - T.K.P ne? - Tenis kortlarını kullanma parası. Ben kullanmadım ki der temel. - Kullansaydınız efendim 6 tane kortumuz var. Der Resepsiyon memuru yine bakar H.K.P 150$ - Bu ne? - Havuzu kullanma parası - Kullanmadim ki der temel. Resepsiyon memuru gayet sakin bir şekilde kullansaydiniz 3 tane havuzumuz var 2 tanesi olimpik. Temel çok sinirlenir ve hemen bir kalem ister. Faturanın altına aynen sunu yazar. T.H.P 500$. Ve resepsiyon memuruna uzatır. - Ver bakalım 100$ sizinde bana 500$ borcunuz vardır, der Temel. Resepsiyon memuru şaşırır. - T.H.P ne oluyor? Temeli Halletme Parası. Aman efendim olurmu öyle şey estağfurullah. der resepsiyon memuru. Kardesim Temel burdaydı Halletseydiniz bütün gece...
Yardım Temel ıssız dağlarda gezerken ayağı kayar ve bir uçurumdan asağı düşerken, yamaçtan dışarı doğru büyümüş bir ağaca zorlukla tutunur.tek eli ile asılı vaziyette başlar bağırmaya "KİMSE YOK MİDUUUUR KİMSE YOK MİDUUUUR!" yakınlarda sesini duyacak kimse yoktur. Temel saatlerce aynı pozisyonda bağırmaya devam eder. "KIMSE YOK MIDUUUUR ! KIMSE YOK MIDUUUUR!" Aslen keyfine düşkın olan bu kulunun zor durumunu ve feryatlarını duyan Tanrı dayanamaz ve gik gürlemesini andıran bir ses duyulur "EEEY KULUM TEMEL SEN DE BİLİYORSUN BUGÜNE KADAR BENİM EMİRLERİME PEK RİAYET ETMEDİN, RAKI İÇTIİN, KUMAR OYNADIN, BAŞKASININ MALINA GÖZ DİKTİN, ÇAPKINLIK YAPTIN. ANCAAAAK ŞU HALİNE DAYANAMADIM VE SANA BIR SANS DAHA VERMEK İSTERİM. EĞER İYİ BİR KUL OLMAYA SÖZ VERİRSEN SENİ KURTARACAĞIM!" Ses kesilir. Bir sure daha sessiz kalan Temel başlar tekrar bağırmaya: "BAŞKA KİMSE YOK MİDUUUUUR! BAŞKA KİMSE YOK MİDUUR!"
Ceset Temel le dursun gece bekçileriymis.Tam konservatoryumun onunden gecerlerken orada bir adamin olu yerde yattigini gormusler. Temel telsizi acmis tam polise bildirecekken dursuna demis: Ula konservatoryum nasil hecelenir? o da demis bilmiyorum.. Temel de o zaman bu oluyu eczanenein onune cekelim...
Muhallebi Temel ile Dursun Amerika'da yaşarlarken paraları bitmiş ve bir banka soymayı kafalarına koymuşlar. Gece yarısı olmuş,Dursun ve Temel kapıları açıp içeride kasaları aramaya koyulmuşlar. Temel bir kasa görmüş, açmışlar ve içinden bir kase muhallebi çıkmış. E bu kadar uğraştık boşa gitmesin demişler ve bunu Temel afiyetle yemiş. Daha sonra bir kasa daha görmüşler ve onu da açmışlar bir kase muhallebi daha. Bunu da Dursun yemiş. Tabii ikisi de şaşırmış koca bankada nasıl para olmaz diye ve orayı terk etmişler.Ertesi gün gazetelerde manşet : "Dünyanın en büyük Sperm Bankası soyuldu!.."
Eyaletlerin Hikayesi Temel ile Idris cok eskiden bir yolculugacikmislar.Temel'in arkasinda saz, Idris'in sirtinda azik, Asya'yi gecip, Amerika'ya gelmisler. Burda dolasirken birden etraflarini kizilderililer sarmis. Napicaz derken Temel: -"Ben sazimi cikartip caligim, bunlar boyle birsey gormemislerdir,"deyip baslamis saz calmaya. Temel'in saz calisini duyan butun kizilderililer son hizla kacmislar. Bunun uzerine Idris: -"Buraya bir tek saz yetti, buranin adi TekSaz olsun" demis. Gene yola koyulmuslar. Bir gun yine kizilderiler etraflarini sarmislar, Temel gene ayni taktik saz calmis. Sazi duyan yerliler iyicene sinirlenip uzerlerine yurumeye baslamislar Temel ile Idrisin. Bunun uzerine Idris guzel bir yellenmis. Kokuya dayanamayan kizilderilerin hepsi vin. Temel: -"Buranin adi da Laz VeGaz olsun bari," demis. Dolasmaya devam ederlerken gene kizilderililer saldirmislar. Temel baslamissaza, ama sazi duyan kizilderililer cok sinirlenip almislar sazi, Temelin uygun bir yerine monte etmisler ve gitmisler. Bunun uzerine Idris: -"Buranin adi da ArkanSaz olsun".
Altın Pisuvar Bir gün Temel eglenmek için bir yer ariyormus. Daha önceleri barlara gidiyormus fakat simdi gidecek farkli bir yer ariyormus. Bir arkadasi ona Sari Bar adli bir yer önermis.Oda gitmis fakat diger yerlerden hiçbir farki yokmus. Neyse demis içkisini içmis tuvalete gitmis . Bir de ne görsün altin bir pisuvar var. Cok sasirmis daha sonra pisuvara iseyip gitmis. Obür gün yine gelmis ve içkisini içip tuvalete gitmis. Bir de ne görsün altin pisuvar yerinde yok. Barmene gidip "Tek farkunuz altun pisuvardu, sinci o da yok" demis. Barmen barda oturan iri yari adama "Necmi abii senin saksafona iseyen adam geldi" demis.
Balık Avı Temel Kuzey Kutbuna gider. Buzda balik avlamak çok popüler oldugunu duyar, hemen kendine bir olta alir ve buldugu ilk genis buzlu alanda ise girisir. Tam buzu kirmaya çalisirken gümbür gümbür bir ses duyar: "Orada balik bulamazsin!". Ne oldugunu anlamayarak etrafina bakinir ama sesin nereden geldigini çözemez. Biraz ileriye gidip tekrar buzu kirmaya çalisirken ayni ses yine duyulur: "Sana söyledim geri zekali, orada balik bulamazsin!!". Temel korku içinde basini yukari kaldirir ve dehset içinde sorar: "Tanrim? Sen misin?". Ayni ses cevap verir: "Hayir, ben buz hokey sahasinin bekçisiyim"
Burasi Amerika Temel Dallas'daki kuzeni Dursun'u görmeye gitmis. Dursun Temel'i havaalaninda karsilamis. Beraberce disari çikmislar. Temel bir bakmis 10 metre boyunda bir limuzin! "Uyyy, amma da büyük bu,da!" Dursun hafifçe gülmüs. "Temelim burası Amerika! Bura da herbirsey büyük!" Yola çikmislar, Dursun'un çiftliğinin kapisindan içeri girmisler. Git git bir türlü eve varmiyorlar. Temel saskinlik içinde: "Uyy, amma da büyük çiftlik daaa!" Dursun gene hafifçe gülmüs. "Temelim burasy Amerika! Burada herbirsey büyük!" Neyse, aksam olmus, yemek salonuna geçmisler. Salonun ortasinda kocaman bir masa. Bir ucunda Temel bir ucunda Dursun. Temel Dursun'u taa uzaktan zor seçiyor. "Uyy!" diye baaarmis. "ammabüyük masa, da!" Dursun'un sesi gelmis "Temelim burasi Amerika! Bura da herbirsey büyük!" Yemekten sonra Temel'in tuvalete gitmesi gerekmis. Dursun: "Temelim, alt kata in, soldan üçüncü kapi" diye tarif etmis. Temel alt kata inmis ama sol yerine sagdan üçüncü kapiya girmis. Orasi evin havuzunun oldugu yermis.Heryer karanlik oldugu için Temel elektrik düğmesini ararken havuza düsmüs. Can havliyle bağırmaya baslamis: "Sifonu çekmeyiiin!!Sifonu çekmeyiiin!"
Prova Temel iş için gittiği bir şehirde birkaç günlüğüne bir otele yerleşmiş. Akşam yatma vakti yatağa girdiğinde yan otel odalarının birinde büyük bir gürültü. Temel rahatsız olduğundan uyku tutmayınca gidip uyarmak istemiş. Kapıyı çalıp, durumu anlatınca kapıyı açan; - Kusura bakmayın biz müzisyeniz yarın bir konserimiz var da prova yapıyoruz. Anlayışla karşılamış Temel, ve geri dönmüş. Ertesi gün yine aynı gürültü ve yine uykusuzluk. Tekrar gitmiş ve kapıyı çaldığında yine aynı cevapla karşılaşmış ve yine anlayışla karşılaşmış. Bu durumlar birkaç gün bu şekilde sürmüş. Bir gün akşam müzisyenlerden gürültüye devam ama kapıyı çalan yok. Merak etmişler; -Bu Temel'e bir şey oldu galiba Kapısını çalmışlar Temel'in ama kapıyı açan yok. Bir yolunu bulup içeri girmişler. Yatak odasından Temel'in tuhaf sesleri geliyor. Yavaşça yaklaşmışlar Temel yatağın üzerinde mastürbasyon vaziyetlerinde. Biri dayanamamış sormuş: -Arkadaş bu ne vaziyet? Temel de; -Bugün prova yapiyrum, haçan yarin hepinizun anasini
Süzme Temelin 8 tane cocugu varmis ama hepsi de birbirinden salak, gerizekaliymis. Temel ve karisi Fadime doktora gitmisler.Durumu anlatmislar. Böyle böyle biz artik cocuk istemiyoruz demisler. Doktor bunlara 1-2 kutu prezervatif vermis. Nasil kullanilacagini falan anlatmis yollamis. Neyse bunlar kullana kullana bir gün prezervatifleri kalmamis Temel kara kara düsünmeye baslamis . Ne yapsak ne etsek diye Fadime "Dur ben sana dantelden örüvereyim demis" Olcüyü falan almis 1-2 gün icinde örmüs. aradan 9 ay gecmis Temel ile Fadimenin 1 cocuklari daha olmus. Zamanla cocuk büyümüs, 9-10 yaslarina gelmis. Ama nasi bi cocuk zeki mi zeki, firlama mi firlama . Önceki 8 ine hiç benzemiyo. Tum sinavlarda birinci, sporda tum sehrin en iyisi, Köyün en zeki,atilgan cocugu olmus. Bir gün Temel kahvede otururken sormuslar : " Ya Temel senin 9 cocugun 8'i deli mi deli bu sonuncusu nasi oluyor da bu kadar akilli oldu?" Temel gerine gerine cevap vermis : " Suzme o, suzme."
Tecavüz Kadinin birinin arabasi otobanin ortasinda bozulmus. Kadin arabasini kenara çekmis ve yardim bulabilmek amaciyla otobanin kenarinda yürümeye baslamis. Bu sirada yanina yaklasan kötü niyetli bir adam kadina tecavüz etmeye kalkmis. Kadin kendini korumak için çantasina uzanmis ve eline aldigi biçak ile adamin cinsel uzvunu hizla kesmis. Kadin kestigi bu parçayi hizla uzaklara firlatarak oradan kaçmis. Tam bu sirada Idris ile Temel otoyolda otomobilleri ile yol almaktadirlar. Adamin seyi gelir ve bizimkilerin camina çarparak seker. Bunun üzerine Temel Idris'e dönerek : Uy ula idris sinekteki mala bak usagum ...
Noşut Temel Afrika'ya safariye gitmiş. İlk günün sonunda gece otelin lobisinde avcılar konuşuyormuş. İngiliz ben bugün 1 gergedan vurdum demiş. Fransız ben de 1 aslan vurdum demiş. Temel de ben de 1 noşut vurdum demiş. İngilizle Fransız anlamamış ama cehaletleri belli olmasın diye de sormamışlar. Ertesi gün yine ava gidilmiş gece yine toplanmışlar. İngiliz ben 2 kaplan vurdum demiş.Fransız ben de 1 fil vurdum demiş. Temel ben 4 noşut vurdum demiş.İngiliz dayanamamış sormuş: "Kusura bakma ama noşut nasıl birşeydir? Bunca yıllık avcıyım hiç duymadım." Temel de "Ben de ilk defa burda gördüm. Kara kara birşeyler insana benziyorlar. ellerini kaldırıp noşut noşut diye bağırıyorlar demiş.
Temel ve çoban Bir gün dagda gariban bir çoban zengin agasinin yüzlerce koyununu otlatirken yanina birisi yaklasmis. Temel: - Hey hemserim kolay gelsin. Sana burda kaç koyun oldugunu söylersem banabir koyun verirmisin. Gariban çoban biraz düsünmüs ve aklindan "Ulan ben bile burada kaç koyunoldugunu bazen sasiriyorum bu adam nerden bilecek demis" ve Çoban: - Tamam bilirsen al bir tane koyunu götür. Temel: - Tam 548 koyun var. Çoban: - Hemsehrim dogru bildin. Bir koyunu al götür.Tabi o adam gitmis koyunlarin arasina dalmis ve en irisini sirtlamis götürürkençoban seslenmis.Çoban: - Hey...! dur bakalim bende senin nereli oldugunu bilirsem koyunu geri birakacak misin. Temel kabul edince coban: - Sen Trabzon'lusun. - Peki nereden anladin? - 548 tane koyun içinden davar köpegini sirtlayip götüren Trabzonludan baskasi olmaz da ondan.
Fitil Temel ishal olmuş, gittiği doktor da "günde iki defa fitil" salık vermiş. Temel fitilin asıl kullanım şeklinden habersiz olduğundan, hap gibi yutmuş, ve tabii ki daha kötü olmuş. İkinci defa gittiği doktor ona günde üç defa fitil vermiş, Temel daha kötü olup da doktora üçüncü defa gidince doktor şüphelenip sormuş: "Siz yoksa bu fitilleri hap gibi yutuyor musunuz?" Temel kızmış, "Yok, bi tarafıma sokuyorum."
Tramplen Temel : - Yüzme havuzuna cittim, peni attilar demiş. Nedeni sorulunca: - Havuza işedum, demiş. - Amaan herkes işiyor, seni niye kovdular, denince Temel şöyle cevap vermiş: - Tramplenden işedum.
Maske Temel bir maskeli balonun yarışmasında kompozisyonuyla birinci gelmiş. Çırılçıplak, kafasında gaz maskesi, elinde bir demet çiçek ve orasında sallanan bir prezervatif. Jüriye göre: Çıplaklık fakirliği; Gaz maskesi hava kirliliğini; Prezervatif de bedensel kirliliği simgeliyormuş. Bir demet Çiçek ise doğayy simgeliyormuş. Hayır diye itiraz etmiş Temel. - Punu temek istemistum. Kaput kullanmak, çiçeği gaz maskesiyle koklamaya penzer.
Finduk Temel 'in üç oğlu varmış. Onlara findik getirmiş. - Yiyin finduklari da pipiniz buyusun, demiş. - Temel, piraz da sen ye, demiş karisi Fadime.
Traş Temel Fadime'ye - Sabah tras olunca on yas gençleşeyrum, daa. Faidme Temel'e - Ula Temel, öyleyse akşamları da traş ol.
Mazeret Temel askerliğini yapıyormuş. Bölükte kırk ere izin vermişler. Geç kalırlarsa çadır hapsi var, ancak iyi bir mazeretleri olursa affedilecekler. Kırk kişiden otuz dokuzu da geç kalmış, hep ayni mazeret: - Atla istasyona celeydum. At catladi, tren kaçtı, geç kaldum. Derken kırkıncı da tamamlanmış, Temel'e sıra gelmiş. - Senin de mi atin çatladı, diye sormuşlar. - Hayır, demiş. Yoldaki otuz dokuz at leşini geçemedum.
Güvence Temel'in on ikinci oğlunu askere çağırmışlar, ondan önceki on bir tanesi askerde olduğu için Temel itiraz etmiş, - Söyleyin padişahınıza penum şeyime güvenip sağa sola savaş açmasun.
Abdestsiz Nasreddin Hoca bir gün ağacın altında namaz kılıyormuş.
Ağaçta bulunan biri de onu izliyormuş. Namazı bittikten sonra namazımın kabul olması için Allah'a dua etmeye başlamış. -Allahım sen namazımı kabul et. Ağaçtaki adam: -Etmem diye cevap vermiş. Hoca şaşırmış.Tekrarlamış. -Alahım sen kıldığım namazı kabul et. -Etmem. Hocanın şaşkınlığı iyice artmış.Yine: -Allahım sen namazımı kabul et demiş. Ağaçtaki adam tekrar: -Etmem deyince hoca sinirlenmiş. -Etmezsen etme. Zaten abdestsiz kılmıştım.
İmam, Papaz ve Haham Bir imam, bir haham ve bir papaz ormanda geliyorlarmış. Bir gölün kenarına gelmişler. Hava sıcak mı sıcak. Bakmışlar çevrede de kimse yok, soyunup göle girmişler. Çıktıklarında bir bakmışlar ki kıyafetleri ortada yok. Aramışlar taramışlar ama bir türlü bulamamışlar. Sonunda haham "Benim evim ormanın içinde, biraz ileride. Benim eve gidelim, ben size giyecek bir şeyler veririm" deyince beraber ormanın içinde anadan üryan hahamın evine yürümeye başlamışlar. Tam eve yaklaştıkları sırada bir grup kadın belirmiş. Kaçacak biryerde yok. Papaz hemen şeyini kapatmış. Haham da hemen şeyini kapatmış iki eli ile. İmam ise yüzünü kapatmış. Kadınlar geçtikten sonra hahamla papaz imama neden şeyini kapamadığını sormuşlar. İmam "Sizi bilmem ama benim cemaatte beni yüzümden tanırlar, demiş."
İş iştir Abraham Libemovitz sınıfındaki tek yahudi öğrenciydi. Ne iyi ki yaşadığı şehir nezih bir yerdi ve ırkçılık gibi sorunlar yoktu. Bir gün sınıfta öğretmen şöyle bir soru sordu: - Evet çocuklar, dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir? Bilene 20 dolar vereceğim. Bütün çocuklar tahmin etmeye başladı. Biri "George Washington ! Çünku ulusumuzun babasıdır!" dedi. Başka biri "Abraham Lincoln ! Çünkü köleliği kaldırdı !", bir diğeri; "Jan Dark ! Fransayı kurtardı !" Fakat öğretmen bu cevapları kabul etmemiş. Bu sırada Abraham parmak kaldırmış. Öğretmen sormuş; "Evet Abraham,sence dünyada gelmiş geçmiş en büyük insan kimdir?" - Nasıralı İsa. - Bravo Abraham, aferim, gel al 20 dolarını. Dersten sonra cevaptan çok memnun kalmış olan öğretmen Abrahama neden isa cevabını verdiğini sordu. - Öğretmenim, aslına bakarsanız bence dünyadan gelmiş geçmiş en büyük insan Musadır ama...,iş iştir...
Kevser İmam Hatip Lisesinde teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.. Ders Kur'an-ı Kerim'dir. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar. Öğrenci:"Fatih" diye cevap verir.. Müfettiş : "Peki öyleyse yavrum Fatiha suresini oku bakalım.."..cocuk sureyi okur. Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir. Mufettiş yine sorar.."İsmin ne çocuğum?"..çocuk cevap verir: "Yasin ama arkadaşlar kısaca Kevser derler "
Tedbirli olmaya çalışıyor Papaz ölmek üzere olan adamın üzerine eğilerek; 'Ölmeden önce şeytanı ve onun kötülüklerini lanetle'...der. Ancak adamdan ses çıkmaz. Papaz isteğini bir kez daha tekrarlar, ama hastanın sessizliği sürer. Sonunda Papaz kızgın bir ifadeyle; 'Neden şeytanı ve kötülüklerini lanetlemiyosun, bre gafil?' diye sorunca adam halsizce karşılık verir; 'Nereye gideceğim belli olmadan kimse hakkında kötü konuşmak istemiyorum.'
Ne sıklıkta Erenlerden birine sormuslar -'ne sıklıkla oruç tutarsın?' -'ooo' demiş 'her sene kesin oruç tutarım' -'peki ne sıklıkla namaz kılarsın?' -'ooo' demiş 'çok sık. her hafta namaz kılarım' -'peki' demişler ne sıklıkla alkol alırsın?' -'ehh' demiş 'cok nadiren. akşamdaan akşama!'
Sen en iyisini bilirsin Nasrettin hoca bir gün köyden şehre giderken yorulmuş tarlanın kenarındaki Ceviz ağacının altında dinleneyim demiş.Şöyle bir etrafına bakınıp ağacın altına uzanmış. Ve şöyle düşünmüş.Ey Allah'ım gücüne sual olmaz amma,incecik kabak sapında kocaman kabak var, koskocaman ağaçta küçücük ceviz var, bu nasıl iş deyip uykuya dalmış.Ağaçtan bir ceviz hocanın kafasına düşüvermiş.Ve kafada ceviz büyüklüğünde bir şiş olmuş. Hoca hiddetle uyanmış ve Yarabbi sen en iyisini bilirsin demiş. Simdi o kabak ağaçta olsaydı benim halim ne olurdu.
Vaaz Papazın biri vaaz verecekmiş ama çok heyecanlanıyormuş. Gitmiş baş papaza, papaz efendi ben vaaz vereceyim ama çok heyecanlanıyorum demiş.Papaz,o zaman git biraz şarap iç heyecanın geçer demiş. Adam,şarabı içmiş sonrada vaazı vermiş. Vaazdan sonra gitmiş papaza,demiş nasıldı papaz efendi beğendiniz mi? Papaz , "Güzeldi yavrum ama bazı hataların var." 1)Merdivenden yürüyerek ineceksin tırabzandan kaymayacaksın. 2)Duaların sonunda oleeeey değil, Amin diyeceksin. 3)En önemlisi de İsa Tanrı'nın oğlu sütçünün çocuğu değil.
Yalansa Abartıcı bir kişi olarak tanınan hattat İzzet Efendi bir dostuna: - Dün gece sabaha kadar oturdum, bir Kur’an yazıp bitirdim, demiş. Az sonra dostu söze girmiş : - Geçen Ramazan’da Kandilli’ye, bir iftar yemeğine gidiyordum. Boğaziçi’nde öyle bir fırtına çıktı ki... Dalgalar bindiğim kayığı sahildeki minarelerin şerefelerine kadar çıkardı. Kayık dalgalar arasında sallanırken iftar oldu, toplar atıldı. Ben de sigaramı kandillerden yakıp orucumu bozdum. Mustafa İzzet Efendi bağırmış : -Yalan !.. -Yalansa, senin dün gece yazdığın Kur’an-ı Kerim çarpsın.
Elimden Geleni Yaptım Kasabanın birinde kilisede pazar ayini sırasında kilisenin içinde olduğu kasabayı su basar. Sular kiliseye doğru ilerlemeye başlar.Herkes panik içinde koşuştururken Papaz'ın yerinde durduğunu gören insanlar Papaz'a gelmelerini söylerler. Papaz onu Tanrı'nın koruyacağını söyler. O anda sular yükselmeye başlar.Sular kiliseye girer.Rahip canını kurtarmak için 2. kata çıkar.Bir yandan da Papaz'a kaçmasını söyler.Papaz inadını devam ettirir.Sular 2. kata çıktığında pencerenin önünden bir kayık geçer.İçinde halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz yine inadını sürdürür. 'Tanrı beni korur'der.Sular çatıya çıktığında yine bir kayık geçer ve yine halktan bazıları kayığın içindedir Papaz'a gelmesini söylerler ama Papaz 'Tanrı beni korur'demeye devam eder.Sular çatıyıda aşınca Papaz çatıdaki direğe tutunur.Bu sefer tepeden bir helikopter geçer. İçinde yine halktan bazı kişiler vardır.Papaz'a gelmesini söylerler.Papaz yine 'Tanrı beni korur.'der. Ve boğulur ölür. Tanrı'! nın huzuruna çıkar.Tanrıya 'Ben sana darıldım Tanrım. Ben senin huzurunda yıllarca çalıştım,sen beni öldürdün.'der. Tanrı da 'asıl sen kendini öldürdün.Senin için 2 kayık 1 helikopter gönderdim daha ne yapayım.'der
ORUÇ Ataist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafındaki güzelliklere bakıyormuş 'Evrim ne güzellikler yaratıyor!diye düşünüp mest oluyormuş birden arkasında kocaman bir ayı belirmiş ve onu kovalamaya başlamış Adam bütün gücüyle kaçıyormuş ama her arkasına bakışında ayının daha olduğunu farkediyormuş. Dakikalarca süren bir kaçışın sonunda adamın ayağı yerdeki bir dala takılmış, ayı adamın üzerine atlamış, pençesini kaldırmış, Tam vurmaya hazırlanırken adam "ALLAHIM! diye bağırmış. bir anda zaman durmuş ayı donmuş, ormandaki nehir bile akmaz olmuş bir anda orman karramış ve gökyüzünden bir ışık hüzmesi adamın üzerine parlamış. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama; "Yıllarca bana inanmadın,yaratılışı kozmik bir kazaya bağladın, sana bu durumda yardım etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymalıyım?"demiş. Adam untanç içinde: Biliyorum bunca yıldan sonra dindar biri olmayı istemem haksızlık, ama belki AYIYI DİNDAR yapabilirmisin." demiş SES: peki " diye karşılık vermiş ve ışık kaybolmuş.Nehir tekrakmaya baslamış herşey eski haline dönmüş. Ayı pençesini indirmiş, iki pençesinide göge doğru çevirmiş, ve konuşmaya başlamış; "ALLAHIM,senin rızkınla orucumu açıyorum, Hamdolsun bana verdiğin nimetlere...
Mucizeler Bir Yahudi, bir Hristiyan ve bir Müslüman kimin daha çok dindar olduguna dair tartisiyorlarmis. "Çölün ortasinda devemin üzerinde gidiyordum" demiş Müslüman."Aniden, nereden geldigi belli olmayan çok büyük bir kum firtinasi koptu. Devemin yanina uzandim, deveyle birlikte kumlara daha çok gömüldükçe, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, Allah 'a inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden etrafimdaki on millik alanda firtına durdu ve ben köyüme dönebildim. Hristiyan , "Bir gün okyanusta küçük bir kayikta balik tutarken, dev bir firtina koptu. 2 metre boyunda dalgalar! Gerçekten sonumun geldiğini sandim. Tanri 'ya dua ettim, dua ettim ve sonra etrafimdaki on millik alanda firtina dindi, ben karaya çikabildim." Yahudi anlatmaya baslamis. "New York sehrinin ortasindayken, yerde siyah bir çanta gördüm. Çantanin içine bakinca parayla dolu oldugunu gördüm. Cumartesi günü oldugundan ve bizim bu kutsal günümüzde paraya el sürmemiz yasak oldugu için, gerçekten sonumun geldigini düsündüm. Ama, inancimi yitirmedim. Dua ettim, dua ettim ve aniden, etrafimdaki on millik alanda "Salı" oldu.
BEN DE PEDERİM AMA Bildiğiniz gibi bazı hristiyanlar papazlara 'Father-Peder-Baba' derler. Komünist rejim zamanında Rusya'dan zar zor kaçıp New York'a yeni gelen Salamon, metro'da bir papazın yanına oturmuş. O güne kadar hiç papaz görmediği için de sormuş 'Af edersiniz efendim, sizin gömleğinizin yakası neden ters?' Papaz 'Çünkü ben bir pederim' demiş. Salamon 'Ben de bir babayım ama gömleğimin yakası ters değil. Neden siz yakanızı ters takıyorsunuz?' diye yine sormuş. Papaz biraz düşünmüş ve 'Beyim ben bir çok insanın pederiyim' demiş. Salamon 'Benim de çok çocuğum var. Tam dört kızım ve dört oğlum var. Ama yakam ters değil' diye cevap vermiş. Papaz 'Ben yüzlerce, binlerce hatta milyonlarca insanın babasıyım' deyince Salamon gülmüş ve 'Beyim' demiş 'Ben sizin yerinizde olsam yakamı ters takacağıma pantalonumu ters giyerdim'
MANASTIR HAYATI Bir manastırda yaşayan üç rahibe oturmuş dedikodu yapıyorlarmış. Birincisi 'Kızlar' demiş 'Geçen gün baş papazın odasını temizlerken bir sürü seks mecmuası buldum'. Diğerleri 'Peki ne yaptın?' diye sorunca ilk rahibe 'Hiiç' demiş ne yapacağım hepsini çöpe attım' İkinci rahibe anlatmaya başlamış 'Bende bir ay önce baş papaz efendinin odasını temizliyordum bir sürü prezervatif buldum' İlk rahibe sormuş 'Peki sen prezervatifleri ne yaptın? Attın her halde' İkinci rahibe 'Yok canım' demiş 'Hiç üşenmedim tek tek hepsini iğne ile deldim ve tekrar paketlerine koydum' Bunu duyan üçüncü rahibe düşmüş bayılmış..
BİTSİN BU DAVA Bektaşi'nin birine konuk gelecekmiş. Bektasi konuğu nasıl ağırlar... Elde yok, ayakta yok.. Mahçup olmak da istemiyor... Komşusu Yahudi'nin bir sürü keçisi varmış...Onlardan birini çaktırmadan alıp kesiyor... Ama çaktırmadığını sanan kendisi... Yahudi, ağacın arkasından gözlermiş durumu... Diyor ki kendi kendine, "Kadıya gitsem.. Kadı Müslüman, o Müslüman, ben Yahudi… Davayı kazanamam. Hadi kazandım, Bektaşi'nin nesi var ki, ondan alıp bana versin... Biz artık Allah'ın huzurunda hesaplaşırız... Yıllar geçiyor. Yahudi, Allah'ın huzurunda davacı oluyor, Bektaşi'den... Mahkeme kuruluyor.. Allah : -Sen Yahudi kulumun keçisini kesmişsin, diyor Bektaşi'ye... -Kesmedim, diyor Bektaşi... -Ben gözlerimle gördum diyor, Yahudi.. -Allahım, diyor Bektaşi... Bir mahkemede bir adam hem şahit, hem davacı olamaz. -Haklısın ama, diyor, Allah Ben her şeyi görürüm. Ben de gördüm, kestiğini... -Allahım, diyor Bektaşi...Aynı mahkemede, hem şahit, hem hakim olunmaz... -Gene haklısın, diyor Allah... O zaman getirin keçiyi ona soralım... -Ne!... diyor Bektaşi... Keçi burada mı?...Ver onu o zaman bu Yahudi'ye...Bitsin bu dava..
KENDİNDE OLMAYANI Bektaşi, camide namazdan sonra dua etmiş : -Ey ulu Tanrım, bana bir rakı parası ver! Yanında namazını bitiren softa da, ellerini kaldırmış : -Rabbim, bana iman ver! İki duayı da işiten hoca, Bektaşiye : -Bak, herkes ne isitiyor Tanrı'dan, sen rakı parası. Utanmıyor musun?, demiş . Bektaşi usulca : -Ne yapalım hoca efendi, herkes kendisinde olmayanı ister, demiş.
Peşin Namaz Bektaşi ile bir hoca birlikte yola çıkmışlar, bir süre sonra hoca : -Namaz saati! demiş, başlamış kılmaya... Rekat üstüne rekat, selam üstüne selam... Bektaşinin beklemekten canı sıkılmış, hoca namazı bitirince sormuş : -Yahu bu ne uzun namaz böyle? -Kazaya kalmış namazlarım vardı, onları eda eyledim! Bektaşi : -Eh ben de bir namaz kılayım! demiş ve başlamış namaza... Ama ne namaz, bitmiyor, sonunda hoca dayanamamış : -Erenler, senin namaz da uzun sürdü! -Önümüzdeki haftanın namazını kıldım! Hoca şaşırmış : -Yahu olur mu böyle şey? Bektaşi gülmüş : -Yukarıdaki senin veresiyeni kabul ediyor da, benim peşinimi niye kabul etmesin?
Trafik Papazın biri bisiklet kullanırken polis bunu durdurmuş. -Ehliyet ve ruhsat lütfen papaz -ehliyetim yok ama cebimde incilim, sağ omuzumda isa, sol omuzumda iyi melek var demiş. polis -hem ehliyetin yok hemde bisiklete üç kişi biniyorsun demiş
Papaz ile Zangoç Papaz, iki metre ilerisinde duran zangoça sormuş: "Gizli gizli sen mi içiyorsun kutsal şarabı?" Zangoç'ta derin bir sessizlik... lyice köpürmüş Papaz: "Sana soruyorum be adam! Duymuyor musun?" "Hayır, buradan hiçbir şey duyulmuyor efendim!" Olacak şey mi! İki adım öteden beni duymuyorsun..." Zangoç bıyık atından gülmüş; "İsterseniz yer değiştirelim, anlarsınız..." Yer değiştirmişler. Bu kez Zangoç seslenmiş: "Kilise için toplanan yardımları kim iç ediyor?" Papaz kendi kendine söylenmiş: "Hakikaten yahu! Buradan hiçbir şey duyulmuyor."
|